h1

Bir Kadın

Mayıs 20, 2007

Bir kadın “ben üşüyorum” dediğinde, bunun cevabının “üstüne bir şey al”, “istersen bir taksiye binelim”, “eve geldik zaten” türünden bir söz olmadığını, “üşüyorum” dediğinde kadının “bana sarılsana” demek istediğini ve ona sarılmak gerektiğini öğrenmek epey zamanımı aldı.


Sanırım binlerce yıl boyunca isteklerini açıkça söylemelerine izin verilmediği için “gizli bir dil” geliştirmek zorunda kalan kadınlar, bu kadar basit bir şeyin erkekler tarafından niye anlaşılamadığını hiç anlamazlar. Erkeklerin, bakkal dükkanının arka tarafındaki salak küçük oğlana benzediğini düşünürler:”Anlayışsız vebeceriksiz salaklar.”


Kadınların bir şey söylediklerinde aslında başka bir şey söylemek istemiş olabileceklerini kendim mi farkettim yoksa bunu bana bazen usulca bazen sabırsızca sözleriyle kadınlar mı öğretti şimdi tam çıkartamıyorum.

Sevgi ve şefkat eksikliğine hiç tahammül edemeyen, bunların “açıkça” söylenerek elde edilmesinin ise elde edilenin değerini düşüreceğine inanan kadınların niye isteklerini düpedüz söylemedikleri ise erkekler için hep bir sırdır.


Duygularını göstermenin kadınlara özgü bir davranış olduğunu sanan erkekler, açıkça sevgilerini ve şefkatlerini göstermekten hep utanırlar. Farkında olmadan, onlar, bu duyguların gösterileceği tek yerin yatak odası olduğuna inandıklarından, kalabalıkların içinde sevgi ve şefkat gösterdiklerinde, herkesin seyrettiği bir yerde sevişiyorlarmış hissine kapılıp tedirgin olurlar ya da her fırsatta sevişerek sevgi gösterdiklerini sanarlar… Bu yüzden erkekler için duygular, kapalı yerlerde yaşanması gereken mahrem” şeylerdir, kadınlar ise bunu, hayatın her anında yaşanması gereken bir şey olduğunu düşünürler. Çünkü onlar için sevgi ve şefkat sevişmekle aynı şey değildir.


Hemen hemen hepsi gizli bir “derebeyi” olan erkekler, kadınların her isteğinde, her talebinde bir isyan, bir başkaldırı hatta bir hakaret görürler. Erkeklerin bekledikleri, kadınların “üşümeleri” ya da “acıkmaları” değil, erkeğin yanında soğuğu ve açlığı hissetmeyecek kadar kendinden geçmiş bir aşka kapılmaları ve bu aşkı taleplerini dile getirmeyerek göstermeleridir.


Galiba o yüzden, erkeğin biraz kadınsılaştığı ve duygularını alabildiğine özgür bıraktığı aşkın ilk günleri geçtikten ve erkek yeniden erkekliğine döndüğünde, kadınlar “üşümeye” başlarlar. “Benim uykum geldi” dediğinde erkeğin onla beraber yatmamasını, perhize başladığı sırada aniden bir hoşluk yapma isteği duyan erkeğin ona sevdiği tatlıyı almasını “düşmanca” bulmaya koyulurlar.


Artık erkeğin her davranışı ince eleklerden geçirilip, onun sözlerinde ve davranışlarında “sevgisizlik” işaretleri tek tek saptanır. Ve o gizli dil daha sık ortaya çıkar.


Kendilerinde ararlar hatayı önce, “çok şişmanladım”, “çok yaşlandım”, “çok çirkinleştim”… Bunları söyledikten sonra erkeklerin ne söyleyeceklerine, ne yapacaklarına bakarlar. Kendilerine büyük bir ilgi eksikliği olarak gözüken o anlayışsızlıkların, artık eskisi kadar beğenilmemelerinden ya da sevilmemelerinden mi kaynaklandığını anlamaya uğraşırlar.


Baştan savma verilecek her cevap, kadının öfkeli tepkisini hakeder. “Yoo, hiç de şişmanlamadın, iyisin, biraz kilo aldın belki ama önemli değil”. Bu yakınmalar onlara manasız ve çocukça gelir çünkü. Kadınlar ise sinirlenmeye başlarlar.- Sen beni eskisi kadar sevmiyorsun.


Bunun cevabı elbette, “nerden çıkardın bunu, tabii ki seviyorum” değil, sıkı bir sarılma ve iyi bir öpüşmedir.

Bir şeylerin yanlış gitmeye basladığını gören erkek ise, güzel bir hediye almanın ya da daha kestirmesi “biraz para vermenin” zamanı geldiğini düşünür. Onun için sorunun tedavisi öpüşmede değil paradadır.

Kabul etmeli ki, kendi değerini, gizliden gizliye kendine verilen parayla ölçmeye yatkın kadın için yapılacak “fedakarlığın” miktarı bir zaman işe yarar, kadın, “salağın” duygularını böyle ifade etmeye çalıştığını anlar.


Erkek ise, o düz vahşeti ve insafsızlığı ile “ağlıyorsa biraz para ver,” çözümlemesini benimser. Ama hediyelere ve paralara çabuk alışanlarda, sarılışların ve öpüşmelerin özlemi yeniden başlar.Kadın üşür”.

Son bir iki deneme daha yapar, bazen güzelliği ve cinselliği ile, bazen sinirli çıkışmalarıyla, erkeğe
üşüdüğünde ona “sarılınması gerektiğini” bir daha öğretmeye uğraşır.


Kadın ya kadere rıza gösterip teselliyi hediyelerde, parada, çocuklarında, kendisine sağlanan güvende aramaya razı olur ve arada sırada tutan “ben çok yalnızım” yakınmaları ve ağlama nöbetleriyle hayatını sürdürür ya da “üşümeye” fazla dayanamayıp, “sarılmasını bilen” biri var mı diye etrafa bakınmaya koyulur. Şansınız varsa sevdiğiniz kadın öğretmek konusunda ısrarcı davranır ve çabuk vazgeçmez… Çünkü “Sarılmasını bilenler” bu sapaktaki kadınları keskinleşmiş radarlarıyla hemen bulurlar.

Bir vakit işler iyi gider. Ama sarılmasını bilenler de bir süre sonra kaçınılmaz erkekliklerine geri dönüp, üşüyen kadına, üstüne bir hırka almasını söylerler…

5 yorum

  1. arkadaş güzel bir konuya değinmiş ne kadınlar erkekleri anlayabiliyo nede erkekler kadınları… anlayabildiklerimizle hayatımızı sürdürüyoruzz sürdürebilen tabii..


  2. Bu konunun üstüne arkadaşın başına gelen bi olayı anlatmak istiyorum. Sahilde sevgililisiyle yürürlerken havanın serin olması nedeniyle üstünde montu olmadığı için kız sevgilisine üşüdüğünü söyler. Erkekte montuna iyice sarılarak “keşke montunu giyseydin” cevabını verir. Anlatılmak istenenle anlaşılana bakarmısınız :D Gerçekten bazı erkekler ya anlamıyolar yada işlerine geldikleri gibi anlamak istiyolar…


  3. ya çocuk doğru demiş işte keşke montunu alsaymış yaf bu kıslarada yaranılmıyo. şimdi efenim anlatılmak istenenin gizli dilin ne kadar bilindiğine ve ne şekilde anlatıldığına bağlıdır olayın anlaşılması. kadın gizli dili yeterince bilmiyosa erkek naapsın. sarıl bana demeninde gizli dili vardır muhakkak. ama öle üşüyorum deyip kolları birbirine bağlamak diildir bunun gizli dili. kendisine sarılınmasını istediğinin gizli dili “üşüyorum” deyip önce kalçayı hafiften yana doğru kaydırırsın. sonra böle hafiften eğilip kolunun altına gelecek şekildede omuzunu yanaştırırsın. hala erkek omuzuna kendi ceketini veriyosa veya keşke montunu alsaydın diyosa o zaman ona “sen burada bekle ben montumu alıp geleyim” deyip ortadan kaybolunması gereken zamandır. bide şu vardır kadın gerçekten sarılnmasını istiyosa ve üşüyorum dediğinde erkek ona sarılırsa erkek gene kabahatli olacaktır. çünkü fırsatçıdır bu seferde. yarın öbür gün arkadaş ortamında “ya bu erklekler çok fırsatçı, geçenlerde üşüyorum dememle oğlanın üstüme abanması bir oldu” demesi an meselesidir. bakın olay sadece sarılmak olarakta anlatılmaz, abartılarak abanmaya kadar gider. :D sonuç olarak kadınlara göre erkek herzaman anlayışsız ve işine geldiği gibi davranandır. son bişey daha yazıda asıl anlatılmak istenen kadının ne istediği diildir efenim. kadının isteklerinin karşılanmaması sonucu nerelere sürüklenebileceğidir.


  4. offf bu kadar lafa ne gerek ya sarıl ya sarılma,sarılmak ıstıyosan sarıl ıstemıyosan sarılma,yada sor sarılabılırmıyım dıye ama hayır dersede b.k gıbı ortada kalma,bence sen her zaman yanında ıkıncı bı mont taşı neme lazım üşürsen gecırıverırsın sırtına ne mont kavgası cıkar nede yok sarıldın yok sarılmadın offf hiç ugrasamam eger üşüyeceksen tedarıklı gıtcen kardesım bi poşete koy montunu gıt…:):):)


  5. aslına bakarsan bir erkek olarak yazılanlar yanlış değil diyebilirim. bu kadar iyi analiz edilebildiğine göre bu hayatın bir gerçeği olarak kabul etmekte fayda var. Yalnız ufak bir sorun var uzun zaman araştırılmış net bir cevap bulunamamış bir KADINLAR NE İSTER sorusu. Bunu malesef tam olarak kendileride bilmiyor. Hayatın tümünü bir romantizmin içine sokmak ve yanındaki erkeğin onun hayata bakışındaki romantizmi eksiksiz yerine getirmesini beklemek biraz haksızlık olsa gerek. hayat yorulmalarla sitreslerle koşuşturmalarla geçen bir süreç.işinden yorgun argın günün sitresini üzerine sindirmiş bir insanın hergün evine çiçeklerle güler yüzle gelmesini günümüz şartlarında beklemek biraz abeste iştigal olsa gerek. kadınların en çok yakındığı flörtümüzde böyle değildi bambaşka ilgili bir insandı ne olduda böyle oldu (şişmanladım mı, çirkinleştim mi,beni artık hiç sevmiyormu, başka birimi var) yakınmaları. değişen ne o ne sen değişen hayat ve de gününüm şarları. adı üstünde flört zamanı. insan kişilik icabı her yeni bir işe, meşgaleye, oyuna başladığında yeni birşeyler öğrendiğinde bir heyecan duyar o olguya ve olaya karşı inanılmaz bir isterik içersinde olur. ama zamanla alışkanlıklar heyecanları azaltır.bu erkeklerin bir suçu değil yaşamın ve insan özünün onlara verdiğinin hayata yansımalarıdır.Çok sevdiğiniz bir müziği sabahtan akşama kadar arka arkaya dinleseniz belirli bir zaman sonra sizi bayar. Ama bu çok sevdiğiniz müziği ay da yada haftada bir dinleseniz o müzik sizi bambaşka alemlere götürür. Çünkü herşey kararınca güzel dir ve anlam kazanır. kadınlar evliliği yada birlikteliği bir evcilik olarak algılamayıp hayatın gerçeklerine hayalperes bir pencereden bakmamayı öğrendiklerinde ancak mutlu olmayı öğrenecekler. kadınlar istediklerini direk söyleyemez farklı yollardan anlatıp erkeğin asıl anlatmak istediğini anlamasını istermiş..Üşüdüm dediğinde sarılamasını istermiş te erkek hırka verirmiş.allah tan hırkayı vermeyi akıl edebiliyoruz. ya onuda vermeseydik.hırkayı verdiğimiz için mutlu olmasını deneseniz. hırka veren bi erkeğiniz olduğu için mutlu olsanız olmazmı?.adı üstünde kadının kadıca duygularını erkeğin anlaması için kadınca duyguları olması gerekiyor.ama o erkek.kadıca duyguları olanlara malesef başka birşey deniyor ve onlarda tür değiştiriyolar.bu tür dediğimiz kişiler lede olmak istemicenize göre erkekleri olduğu gibi erkek kabul etmeniz.inanın kadınlar kadınlığını kadıca yaptıktan sonra gerisi kendisi gelir.ne üşüdüm deme ihtiyacı duyarsınız ne de size istenmeyen bir hırka getirilir. olaya tamamiyle kadın gözüyle bakılmış.bende erkek gözüyle bakıp sayfalarca yazıyı buraya yazmıcam. ama tecrübeli bir abiden duyduğum söz var onu dillendirmeden edemicem. Bi adam karısını Kırk yıl hiç Sırtından indirmeden taşımış 40 Yıl sonra 5 dakka dinlenmek için sırtından indirmiş Kadın niye indirdin Diye Allah belanı versin demiş. Burdan çıkan ilgi isteyen kadın olmak değil İlgiyi hak eden kadın olmak diye düşünüyorum.



Yorum Yapın